# Hobi olarak spor

> - 14 yaşındayken Berlin'de atletizm yapıyordum. Haftada üç gün antrenman ve katılabildiğim kadar çok yarışma.
> - Kazanmak uyuşturucu gibi bir şey, ama bin kat daha iyi ve sağlıklı.

yazan Emin Mahrt. Yayınlandı 2026-04-14. Güncellendi 2026-04-14.
Canonical: https://emin.de/tr/posts/sport-als-hobby
Category: notes. Format: essay. Language: tr.
Provenance: human. AI-assisted: true. Reviewed by a human: false.

![](https://emin.de/media/sport-als-hobby/01-ff1217f2.png)

## Ben Emin Mahrt, 14 yaşındayım ve Berlin Wilmersdorf'ta yaşıyorum. İki yıldır Sophie-Scholl-Oberschule'ye gidiyorum.

Yedinci sınıfa geçtiğimde bir sınıf arkadaşım beni atletizm kulübüne götürdü. Antrenman da hoşuma gitti, antrenör de. Bir hafta sonra kulübe yazıldım. O günden beri haftada üç gün (Pazartesi, Çarşamba, Cuma) 17.00 ile 21.00 arasında Berlin'in farklı sahalarında antrenman yapıyorum. Branşlarım şunlar: 100 metre sprint, uzun atlama, gülle atma, cirit atma, yüksek atlama ve uzun mesafe koşuları. Antrenmanlar genelde çok ağır geçiyor. Yorucu bir okul gününün ardından insanın canı her zaman 5 kilometre koşmak istemiyor; üstüne bir de antrenörün keyfine göre farklı branşlarda o pestilini çıkaran antrenman saatlerini devirmek gerekiyor. Haftada üç gün kendimi neden bu kadar helak ettiğimi çoğu zaman ben de bilmiyorum. Ama antrenman bittiğinde insan kendini inanılmaz iyi ve rahatlamış hissediyor.

Berlin'de çok fazla yarışma düzenleniyor ve bizim antrenman grubu (yani ben ve iki arkadaşım) hepsine katılmaya çalışıyoruz. Antrenörümüz gerçekten harika biri. Sadece yarışmaları organize etmekle kalmıyor, kendisi de sürekli katılıyor. Böylece insan hiçbir zaman "kendisi yapamadığı şeyleri bize dikte ediyor" diye düşünmüyor.

**Aslında,** Sınıftan bir çocuk beni kulübe götürdü, o günden beri haftada üç gün antrenman yapıyorum.

## Yarışma günleri

Yarışma günlerinde hep çok erken kalkmak gerekiyor ve insan kendini hiç ama hiç spor yapacak gibi hissetmiyor. Yine de her seferinde o sıcacık yataktan zorla kazınıyor, bir şeyler atıştırıyor ve yarı uykulu halde sahanın yolunu tutuyorsun.

Ama yarışmalar başlayınca bütün o yorgunluk unutuluyor. İnsan bir anda cin gibi açılıyor ve iyi ki kalkmışım diyor. Geriye sadece tatlı bir heyecan kalıyor. Branşlar başladığında ise herkes sadece kazanmaya odaklanıyor ve kendi sınırlarını zorluyor. İnsan bazen aklının ucundan bile geçmeyecek dereceler yapabiliyor.

Spor yaptığım bu iki yılda epey başarı elde ettim (mesela Berlin şampiyonlukları) ve antrenmanları bırakmamamın en büyük sebeplerinden biri de bu. Çünkü bir kere kazandın mı, hep daha fazlasını istiyorsun; kendi rekorlarını, en iyi derecelerini sürekli geliştirmek istiyorsun. Bu bir nevi bağımlılık gibi, bırakamıyorsun. Tek farkı, bin kat daha güzel ve sağlıklı olması.

*Emin Mahrt
Yıl: 2000*

**Aslında,** Yarı uykulu halde erkenden yola düşüyorsun, ama yarış başladığı an herkes sadece kazanmak istiyor.
